19 yaşındaki Azgın Bakirem(2)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

19 yaşındaki Azgın Bakirem(2)
O gün doğru düzgün çalışamadım. Tuğçe’yi aramak istedim ama sonra vazgeçtim. Hata mı etmiştim yoksa yaptığım normal miydi çözemiyordum. Tuğçe yeniden gelecek miydi yoksa tamamen kaybetmiş miydim onu da bilmiyordum. Kızın ağzına vahşice boşalırken aldığım keyif yerini derin bir hüzne bırakmıştı. Onu bir daha görememek düşüncesi içimi kemiriyordu.

Akşam yatakta karım sırnaştı. En son sikişmemizin üstünden bir haftadan fazla zaman geçmişti ama elimi süremedim ona. Aklım Tuğçe’deydi çünkü. Karım karşılık vermediğimi görünce götünü dönüp yattı. Morali bozuldu ama onu düşünecek halde değildim.

Sabah bir umutla işe gittim. Öğlene kadar yoğun bir şekilde çalıştım. Buzdolabında Tuğçe’nin dün getirdiği pastadan kalanlar vardı. Çayın yanına bir tabak aldım. Odama geçmiştim ki kapı çaldı. O an içim kıpır kıpır oldu, yoksa gelen Tuğçe mi diyerek kapıya koştum.

Evet, karşımda duruyordu. Sanki dün hiçbir şey olmamış gibi gülümseyerek girdi içeri. Kapıyı kapattım. Masasına çantasını bıraktı. “Merhaba!” dedi içten bir şekilde. “Merhaba!” diyerek karşılık verdim. Yine daracık kısa paçalı bir kot vardı üzerinde ama bugünkünün rengi beyazdı. Üstünde ise taba rengi uzun kollu spor bir gömlek vardı. Gömleği yüksek belli pantolonunun içine sokmuş ve ihtişamlı götünü açığa çıkartmıştı. Ayağında gömleğin rengine yakın topuklu yarım botlar vardı. Dünkü deri montunu da giyinmişti.

Kısa bir süre ne desem diye düşündüm. “Dün için özür dilerim…” dediğimde, “Ne için?” diye sordu. “Olanlar için…” dediğimdeyse gülümseyerek önüme gelip elimi tuttu. Yanağıma bir öpücük kondurup, “Özür dilenecek bir şey yok. Ben biraz asabi davrandım!” dedi. Bu sözü yüreğimin bir kuş misali pır pır atmasına sebep oldu. O zaman beline sarılıp kendime çektim, dudaklarından öptüm uzun uzun. Tuğçe de karşılık verdi, elleri sırtımda geziniyor, dudaklarımı ve dilimi emiyordu.

Yarağım kalkmaya başlamışken kendini geri çekti. “Çalışmamız gerekmiyor mu?” diye sordu. “Tamam, çalışalım!” dedim ama bana kalsa deli gibi öpüşüp dünkünün benzeri bir olaya imza atmak isterdim. Henüz bakire mi acaba diye sordum kendi kendime. Kendisinden 21 yaş büyük, saçları yavaş yavaş ağarmaya başlamış bir adamla aşk yaşamaya başlamıştı ama bu son derece normalmiş gibi davranıyordu.

Çalışacağı laptop gelmişti ama yine yanıma oturmasını ve beni izlemesini istedim. İki saat kadar yan yana nerdeyse yanak yanağa vaziyette çalıştık. Aramızda iş dışında bir konuşma hiç geçmedi. Aralarda çalan telefonlar haricinde çalışmamızı bölmedik. Dünkü güzel parfümü ciğerlerimi doldurmuştu yine. Yüzünde hafif ama güzel bir makyaj vardı. Anlattıklarımı ciddiyetle dinliyor, notlar alıyordu. Anlamadığı yerleri soruyordu. İş konusunda kendine güveni gelmiş gibiydi. Laptopuna gerekli programları kurdum iki saatlik çalışmamızın ardından. Artık kendi başına ufak ufak çizimler yapmaya başlayabilirdi.

Birer kahve yaptı, dünden kalan son pasta dilimini birlikte yedik. Ancak bu kadar iş bir noktaya kadardı. Elinden tuttum ve arka taraftaki patronun odasına geçtim. Her zaman kapalı olan odanın jaluzi perdeleri çekiliydi. Büyük deri koltuğa otururken onu da kucağıma oturttum. Rahat hareket etmek için ayağındaki topuklu yarım botları çıkardı. Kısa renkli çoraplar vardı ayağında.

Dudak dudağa ateşli bir öpüşmenin kollarına bıraktık kendimizi. Elleri omuzlarımdan aşağı kayarken ben de pantolonun altında belirmiş yuvarlak, dolgun götünü avuçluyordum. Derken dudaklarıyla yetinemeyeceğimi anladım. Taba rengi gömleğinin düğmelerini açmaya başladım. Açılan her bir düğmeyle beyaz koynu ve karnı daha da açığa çıkıyordu. Düğmeler tamamen açıldığında ortasında küçük bir fiyonk olan siyah renkli sutyeni ile kaldı. Memelerini alttan kaldırıp dikleştirmişti sutyeni ve sıkıp şişirmişti.

Uzun boynunu öpüp emiyordum, o ise başını sağa sola oynatıp duruyordu. Sutyeni aşağı sıyırdığında pembe etli uçları çıktı açığa. Biçimli ve yuvarlak meme başlarının ortasındaki etli uçlarını emmeye başladığımda Tuğçe kucağımda birden hareketlendi. Bir eliyle kavradığı memelerini ağzıma daha çok almam için bastırıyordu. Meme uçlarını emmemden daha fazlasını istiyordu. Sol elimle memelerini okşarken sağ elimi pantolonunun arkasından soktum. Sert götünün çıplak yanaklarını hissettim çünkü dünkü gibi tanga külot giymişti yine.

Ancak bu halde daha fazla kalamadım. Ondan kalkmasını istedim. Kot pantolonumun ve baksırımın altında şişip kalkmıştı yarağım ve bir an önce onu özgürlüğüne kavuşturmam gerekliydi. Kalkıp soyundum çabucak, üstümde sadece çoraplarım kalmıştı. Kalkık yarağım önümde sallanırken ondan soyunmasını istedim.

“Tamam!” dedi fısıltıyı andıran bir sesle ve soyundu yavaşça. Gözlerindeki çekingen, tedirgin bakışları yakaladım. İstemiyor gibi görünmesine rağmen soyunmakta çekinmedi. Sonunda çıplak kaldı ama o da benim gibi çoraplarını çıkartmamıştı. İnce bir yarığı andıran minik amının üzerinde çok az kıl vardı, onun dışında vücudunda kıl veya tüy yoktu, bembeyaz pamuk gibiydi. Antalyalı olmasına rağmen sanki hiç denize girmemiş, güneşlenmemiş, yanmamış gibiydi. 19 yaşındaydı ama yaşından önce olgunlaşmıştı vücudu. Şişkin birer portakalı andıran memeleri dik ve sertti. İnce kavisli belinin altında basenleri genişti. Sol omzunda bir dövme vardı, ne anlama geldiğini bilmediğim bir şekildi.

Dönmesini istedim arkasını. Giydiği yüksek belli daracık kotların ve taytların altında ihtişamlı duran beyaz götünün birbirinden ayrık yanakları arasından minik amının izi görünüyordu. Omzundan hariç bel çukurunda ve sırtında büyük birer dövme daha vardı. Mitolojik anlamları olduğunu sandığım şekillerdi ikisi de.

Omuzlarından tutup kendime çevirdim ve onu koltuğa oturttum. Bacaklarını iki yana açmasını istedim. Elastik vücudu sayesinde istediğimi hemen yaparken önünde dizlerimin üzerine çöktüm ve amını emmeye, dillemeye başladım. Hafif bir sidikle ter arası koku vardı amında, bu amının kendine has kokusuydu. Ayırdığım am dudaklarının arasına soktum dilimi. O an Tuğçe derin bir iç geçirdi, tüm hayat enerjisi dudakları arasından çıkıp gitmiş gibiydi. Amının sımsıcak pembe ve sulu etini dilimin ucunda hissediyordum.

Aynı zamanda göt deliği hemen altından kendini belli etmişti. Bana göt deliği biraz kurcalanmış gibi geldi o anda, sıfır kilometre olmadığı aşikardı. Götten vermişti anlaşılan daha önce, yoksa benimle bu kadar kayıtsız ve rahat şekilde sevişemezdi. Eğer istersem götünden sikmeme müsaade edeceğini tahmin ettim ve bu düşünce kanımın damarlarımda daha hızlı akmasını sağladı.

İnce beyaz bacaklarını omuzlarıma attı. Kasıklarının arasında amını yukardan aşağı yalayıp dillerken o da saçlarımı okşayıp çekiştiriyordu. Hafiften iniltiler de geliyordu Tuğçe’den. Biraz daha kendime doğru çektim ve götünü kaldırdım ellerimle. Uzun bacaklarını havaya dikerken alttan beliren göt deliğini dillemeye başladım. Deliğin ucunda siyah bir noktaya benzeyen ben vardı. Dilim deliğin ağzında gezindikçe Tuğçe’nin iniltileri artıyordu. Sonra yeniden amına yöneldim, kendimi kontrol etmeye çalışarak bir amını, bir götünü dilleyip durdum.

Bunlar olurken odamda çalan telefonları umursamadım. Böyle bir zevki yarım bırakacak halim yoktu hiç. Tuğçe’nin amı dilleyip yalamalarım sonunda sulanmış ve kayganlaşmış bir haldeydi artık. Am sıvısı dilimi yakıyordu. Elleri amının etrafında, dudaklarında geziniyordu. İnce uzun parmaklarıyla amını hızlı hızlı ovalıyordu.

Ancak sonunda doğruldum. Daha fazla devam edecek halim kalmamıştı. Ayağa kalkarken elinden tutup kaldırdım Tuğçe’yi. Yüzü kızarmıştı epeyce. Sarıldım belinden ve götünü avuçlayıp dudaklarına yumuldum. Etli dudaklarını emdim uzun uzun, onları ısırdım aç bir köpek gibi. Sonrasında saçlarını okşadım. Sanki benden duymak istediği bir şeyler varmış gibiydi.

“Sikişmek ister misin?” diye sorduğumda göz bebekleri büyüdü birden. Duymak istediği buydu demek ki. Başını sallayıp, “Evet!” dedi usulca. Ancak hemen sonra, “Ben bakireyim halen!” dedi. Tahminimde yanılmamıştım. “Analdan mı yapalım?” diye sorduğumda, beklediğim, “Evet!” cevabı gecikmedi.

Deri koltuğun üstünde dörtayak üstüne domalmasını istedim. Dediğimi yaparken bacaklarını ayırdı. Arkasında yerimi aldım, elime tükürüp yarağımı sıvazladım. “Daha önce yaptın mı götten?” diye sordum merakla. Başını çevirip, “Eski erkek arkadaşımla yapmıştım birkaç kez…” dedi.

Belinden tutup kendime çektim ve göt yanaklarını ayırdım. Beliren göt deliğine bastırdım yarağımın kafasını. İlk anda girmedi ama sonra yavaşça delik açılmaya ve yarağım içine girmeye başladı. Ancak göt deliği daha önce sikilmesine rağmen çok sıkıydı, yarağımı epey sıkıyor ve girmesine engel oluyordu. Tuğçe durumu anlamıştı. “Biraz sabun sür istersen…” deyince, “Tamam!” dedim.

Çıplak halde banyoya geçtim ve sıvı el sabunu şişesini kapıp odaya geri döndüm. Hindistan cevizi aromalı sıvı sabunu bir miktar elime döküp yarağımı sıvazladım ve sonra da Tuğçe’nin göt deliğine biraz orta parmağımla yedirdim. Parmağım götüne girerken, “Ihhh!” diyerek ıkındı, ancak parmağım yarağım kadar zorlanmamıştı götünde.

Sabunu masanın üstüne koydum ve yarağımı tutup yeniden götüne bastırdım. Sabun kısa sürede sonuç verdi ve yarağım rahatça girdi götüne. Tuğçe’den yine hafif bir, “Ihhh!” sesi geldi ama canının yanmadığı belliydi. “Girdi mi hepsi?” diye sordu başını çevirip. “Giriyor!” dedim, yaşadığım heyecanla boyun damarlarım şişmiş, kalbim küt küt atıyordu.

Karımın 12 yıllık evliliğimizde sürekli, “Olmaz!” diyerek benden esirgediği götünü Tuğçe hiç itiraz etmeden vermişti. Karımın götünü benden esirgemesinin karşılığını escort ve fahişelerin götünü sikerek çıkartmıştım, ama ilk kez para vermeden bir kadının götünü sikiyordum. O da 19 yaşında bakire bir kızın götüydü.

Yarağım yarısından fazla içindeyken gidip gelmeye başladım. Göt yanaklarını sıkıca tutmuş okşuyor, avuçluyordum. Yarağımın kılsız göt deliğinde gidiş gelişleri saniyeler ilerledikçe hızlanıyordu. Göt deliğinin ağzındaki minik beni yarağımın giriş çıkışları ile bir görünüp bir kayboluyordu. Deliğin ağzı içe doğru göçüp açılıyordu sürekli. Tuğçe kollarını iki yana açmış koltuğun sırtından tutuyordu. Siyah saçları hafif hafif dalgalanırken sırtındaki ve bel çukurundaki dövmeleri hareket ediyor gibiydi.

Yarağım gidip geldikçe bu heyecan dalgasına karşı daha fazla kürek çekemeyeceğimi anladım. Tarifsiz bir zevkti bu. Yarağımı sıkan göt deliğinin zevkini iliklerime kadar hissediyordum. Boşalmaya adım adım yaklaşırken biraz daha hızlanıp güçlü hareketlerle sokup çıkartmaya başladım yarağımı. Tuğçe’nin göt yanakları titreyip oynuyordu bu anlarda. Yarağım nerdeyse boydan boya girip çıkıyordu götüne.

Öne doğru kaymaya başlamıştı Tuğçe, sanki kendini biraz korumaya almış gibiydi. Ancak ince belinden sıkıca tutup kendime çektiğimde son buldu bu hareketi. Götüne abanmaya başladım. Kendimi kaybetmişçesine genç kızın götünü sikiyordum. Siyah saçlarının dalgalanmaları hızlanmış bu arada acılı iniltiler çıkartmaya başlamıştı. “Ahhh, uhhh, ıhhh!” sesleri arasında sert kasıklarına ve göt yanaklarına çarpan kasıklarım ses çıkartır olmuştu.

“Bitir artıııkkk, hadiii, canım yanıyorrr!” sözleri arasında son bir gayretle abandım götüne ve o anda boşalmaya başladım. Kendimden geçercesine döllerimi akıttım götüne. Gidiş gelişlerim sona erdiğinden rahatlamıştı Tuğçe, ama acılı ıhlamaları devam ediyordu kesik kesik.

Sonunda çıktım götünden. Göt deliğinin ağzı şişmiş ve kızarmıştı. Götüne akıttığım döllerimin bir kısmı taşmış ve patronun deri koltuğuna akıyordu. Tuğçe yavaşça doğrulurken, “Ayyy!” diye ünledi. Yüzü terlemiş ve daha da kızarmıştı. Zoraki bir gülümseme eşliğinde, “Hoşuna gitti mi?” diye sordu. İnci gibi beyaz dişleri vardı. Cevap vermek yerine başını ensesinden tutup kendime çektim ve dudaklarına yumuldum. Hasretle öpüp emdim onları. “Çok sevdim, harika bir kızsın!” dedim sorusuna karşılık.

Üstümüzü giyindik. Tuğçe banyoya geçerken ben odama girdim. Arayanların arasında karım ve patron da vardı ama Tuğçe’nin verdiği zevki düşününce onların sesini duymak istememem normaldi. Tuğçe 10 dakika kadar sonra geldi, müsaadem olursa çıkmak istediğini söyledi. Çok fazla iş kalmamıştı o gün, erken çıkmamda sorun yoktu. “Bekle beraber çıkalım!” dediğimde, “Tamam!” diyerek kendi masasına geçip oturdu. Son birkaç işi halledip mail attım. Ondan sonra da beraber çıktık.

Asansörden inerken sanki iş arkadaşıymışız gibi ciddi bir tavır takındım çünkü minik bir kamera vardı asansörün içinde. Yoksa orada bile dudaklarını emmemek için kendimi zor tutuyordum. Arabam kapının önündeydi. Tuğçe kendisini yurda bırakmamı istedi, ama öncesinde ona yemek ısmarlamak istediğimi söyledim. Güzel bir yemek yedik, sikişmek ikimizi de acıktırmıştı. Daha sonra Tuğçe’yi kaldığı özel kız yurduna bıraktım ancak yurdun önünde inmek istemedi. Yabancı biri tarafından bırakıldığı yurt yönetimi tarafından görülürse ailesine haber verebileceklerini söyledi. Onun yerine yurdun yüz metre kadar uzağında inip yürümeyi tercih etti.

O kaldırımda götünü sallaya sallaya yürürken ben de evimin yolunu tuttum. Saat 17:30’du. Karım bu saatte gelmeme şaşırdı. Çocuklar okuldan gelmiş odalarındaydı. Yatak odasına geçip soyundum ve ebeveyn banyosuna girdim hemen. Dölle kaplanmış baksırımı sıcak suyun altına tuttum bir süre ve sıktım suyunu. Karımın anlamaması için küçük bir önlemdi bu. Karım da benden sonra geldi banyoya. “Hayırdır, niye erken geldin?” diye sorunca, “İşim erken bitti, ben de geldim!” dedim. “Sen de gelsene!” diyerek elinden tutup duşakabinin içine çekmek istedim, ama karım, “Delirdin mi sen, çocuklar içerde!” dedi ve kapıyı kapatıp çıktı.

Tuğçe’nin müthiş götünü sikmiştim, keyfim yerindeydi. Karım duşa girseydi bir posta da onu sikecektim. Bunu bildiği için çocukları bahane edip kaçıp gitti tıpkı Tuğçe gibi. Tuğçe ile bir yola girmiştim artık ve daha ne kadar ileriye gidebileceğimi merak ediyordum. 38 yaşındaki karımı 19’luk bir çıtırla aldatmaya başlamıştım…

[Baran]

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir