Yaz aşkım ( 3 )

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Yaz aşkım ( 3 )
Banyoya girdim, kısa bir duş aldım. Kollarıma kadar gelmişti kontrolsüzce boşalırken. Odama gidip giyinmeye başladım. Krem rengi keten bir pantalon giydim. Biraz dardı ve dolgun kalçalarımı iyice çıkartıyordu doğrusu. Uzun kollu beyaz, ince bir gömlek ve akşam soğuk olabileceği için de bir hırka aldım yanıma. Salona indiğimde o da hazırdı. Entarisini değiştirmişti. . “ Hadi çıkalım o zaman. Olmazsa dışarıda yeriz birşeyler ” dediğinde gayet normal çıkıyordu sesi. “ al beni Abdulah , al ve hemen burada bayıltana kadar sik. Hemen şimdi “ diyerek kollarına atılmak istedim bir an. Çok zorlandım kendimi tutmak için. Babamları aradım haber vermek için. Akşam takılmayın bir yere sabah çok erken çıkacağız dedi. Bu çöl safarisi de neydi ya. Onlar gitse de biz de Apoyla başbaşa kalsak olmuyor muydu yani ? Yolda konuşacak birşeyler çıktığı için iyi olmuştu aslında. Turistlere göreymiş ama hayatında hiç çöl görmemiş biri de çok etkilenirmiş. “ İlk defa gerçekten ayı ve yıldızları göreceksin o bile yeter. Bazı antik şehirleri gezdirirler bir de işte bedevi çadırında falan kalınır geceleri. Ama tabii alakası yok aslında. Sırf turistik olay “ diye açıklıyordu bana Abdullah. Sabah erken çıkıp ilk konak yerine varmamız 8-9 saat sürebilirmiş. Ateş yakılıp kuzu çevirme falan yapılırmış. Eh çok da kötü gelmiyor kulağa. Biz de bilim adamı veya bedevi değildik sonuçta eğlenmeye gelmiştim buraya turist olarak. Merak etmeye başlamıştım ama esas merakım acaba Abdullahla aynı çadırda kalabilir miydik diyeydi.

Salonun önüne geldiğimizde ana baba günüydü. Araplar sıraya girme diye birşey bilmedikleri için herkes aynı anda girmeye çalışıyor, kim daha çok bağırır veya ağlarsa o girebiliyordu. İtekleşme, ufak tefek kavgalar her yerdeydi. Birkaç yabancı da dehşet içinde izliyordu kalabalığı. Abdullah hemen beni önüne aldı. Tek eliyle belime sarılmış, diğer eliyle sert sert konuşarak insanları ittirerek yol açıyordu. İyice yapışmıştı bana o hengamede. İncecik ketenden iri sikinin temasını hissediyordum çok rahat. Üstelik her temasta da arkamdaki sertlik artıyordu. Bir süre sonra normalde 2 kişinin zor sığacağı bilet tüneline girdik ama herhalde 5 kişi vardı. Orada artık ittirmenin falan bir faydası yoktu. Sadece yakın duruyordu bana ve ellerinin biri belimde diğeri de omuzumdaydı. Yapışmıştı resmen arkama. Ohhh taş gibi siki tam kalçalarımın arasına yerleşmişti. Hiç kıpırdayamıyorduk zaten. İnsanlar yavaş yavaş girdikçe biz de o sele kapılıp gidiyorduk. Hımmm sabaha kadar kalabilirdim bu halde maç falan umurumda değildi hiç. Ay o ne, kalçamı mı elledi o ya diye irkilirken gene hissettim. Evet gayet olağan şekilde yavaş yavaş kalçalarımı okşuyordu ve konuşmaya devam ediyordu maç hakkında. İlerleye ilerleye o şekilde girdik içeri. Yerimiz fena değildi. Oturduğumuzda Abdullahın önüne baktım hemen. Baktığımı görüp güldü sadece. Ama bu sefer pek de sempatik değildi sanki. Off böyle yapınca daha çekici oluyordu ama ya. Elini koymuştu üstüne ve hiç belli etmiyordu. Neyse ki sonunda önce arapça ufak bir şov ve sonrasında maçlar. Oldukça sert ve beklenmedik sonuçların alındığı maçlardan sonra gecenin esas maçı başladığında ikimizde ayaktaydık ve kalabalık gene her yerimizi sarınca o da gene arkama geçmiş ve sarılmıştı bana. Arkamdakini hissetmekten ve bana sürtünmeye başlamasını anladıktan sonra maç falan izleyemedim bile. Çıkışta acele ettiğimiz için kalabalığı beklemedik ama daha kolay oldu çıkmamız. Arabaya binerken çok az konuştu. Sert, sert bakıyordu gene ama bu bakışı biliyordum ben. Serdar da evine götürürken arabada böyle bakıyordu bana. Benim de konuşacak birşeyim yoktu zaten. Bana dayarken resmen kalçalarımı bastırmış ve hatta sallamıştım da kucağında. Eve girdiğimizde su almak için mutfağa yöneldiğimde o da geliyordu peşimden.

Birden beni duvara sıkıştırdı arkamdan bastırarak. Sadece zevkle inleyebildim itiraz etmek isterken. Saçma sapan bir ses çıktı ağzımdan. Kocaman elleri arkamdan sarılmış memelerimi okşuyor, vücudumda dolaşıyordu. Boynumu öpmeye başlarken pantalonumu da hızla, yırtarcasına çıkardı ve aynı anda o taş gibi yarağını kalçalarımın arasında hissettim. “ ohhh yapmaaa hayır ne yapıyorsun olmaz böyle, dur canımı acıtıyorsun “ diye kollarından kurtulmak istiyordum ama çok kötü sarmıştı beni. Arapça birşeyler homurdanıyordu. Kuru kuru sokmaya çalışıyordu götüme tecrübesizce. Mümkün değildi tabi ama zorlamaya başlayınca canım gerçekten çok yandı. Sakinleştirmem lazımdı bu arap aygırını. “ Apo tamam tamam bana bırak, ben rahatlatacağım şimdi seni, böyle olmaz krem falan lazım. Kocaman şey nasıl girsin “ diye itiraz ediyordum kısık sesle. Biraz gevşetti kollarını ve hemen diz çöktüm önünde. Entarisini sıyırmıştı. Kocaman yarrağı suratıma sürtünüyordu. Taşaklarından kafasına kadar yalayınca elleri başıma gitti inleyerek. Hiç ses çıkarmamaya çalışıyorduk. Babamların oda kapısı açılsa duyardık zaten ve toparlanmamız için yeterince vakit vardı. Dilimle kafasının üstünde dolaşmaya başlarken dudaklarımı kapadım kafasına. Zor sığıyordu ağzıma. Hepsini alamazdım ama bu azgın boğayı sakinleştirmem lazımdı. Yavaş yavaş kafasını eme eme ağzıma sokmaya başladığımda tutamadı kendini ve biraz yüksek sesle inledi. Biraz daha soktum ağzıma. Biraz daha. Bütün hünerlerimi göstermeme rağmen ancak yarısı giriyordu ağzıma. Ancak bu bile onu zevkten perişan etmeye yetmişti. Sokup çıkarmaya başladım ağzıma yavaş yavaş. Başımdan tutuyor, saçlarımı okşuyordu. Tamamen içgüdüsel olarak beni yönlendirmek istiyordu. Ona bıraktım kendimi. Sikmeye başladı ağzımı. Tükürüklerim akıyordu ağzıma sokup çıkartırken. Taşaklarını ve kalan kısmını okşamaya başladığımda homurdanmaya başladı gene. “ ohh ne güzel yalıyorsun ohhh. Hiç böyle birşey yaşamadım, ölecem şimdi zevkten, ohhh yala hadii o filmlerdeki gibi hadi, ohhh yalaaa “ derken biraz zorlamaya başladı ağzımı. Boğazıma kadar dayandığını hissediyordum. Sokup çıkartıyordu ağzıma durmadan. Çıkarttım birden ağzımdan tükürüklerim üstünden akıyordu. Aşağıdan ona baktığımda zevkten gözlerinin kaydığını gördüm. Kocaman, sarkık taşaklarını yalamaya, emmeye başladım. Elimle de sıvazlıyordum yarağını ve birden soktum tekrar ağzıma. “ohhhhhhhh bu çok güzeldii, ohhhhh harikasın sennn “ diye inlerken sesi titremişti zevkten. Bacakları da titremeye başlamıştı. Eliyle bastırmak boğazıma, ciğerime kadar sokmak istiyordu sanki sikini. Birden dayanamadı daha fazla. Ağzıma iyice soktu yarağını. Dudaklarımı bile kıpırdatamıyor, zorla nefes alıyordum. Bağırmamak için kendini tutarken garip sesler çıkartmaya başladı ve ağzımın içine boşalmaya başladı. Tazyikle boşalırken dudaklarımdan akıyordu dölleri. Hiç çıkarmadı ağzımdan ve sonra artık suratım kızarmaya, debelenmeye başlarken çıkardı. Akıyordu hala kafasından yere. Nefes nefese kalmıştık. Her yer döl içindeydi. Çoğunu yutmuştum ama boynumdan bile akıyordu. Gözlerini kapatmış, sakinleşiyordu yavaş yavaş. Ben ayağa kalkıp ona bakarken o da bana baktı ve gördüğüm şey beni çok korkuttu. Kesinlikle tatmin olmamıştı henüz. Yetmemişti ona bu. Üstümü giymek istedim ama zorla çıkartırken pantalonun fermuarını patlatmıştı ayı. Entarisini düzeltti. Birşey demeden yerleri temizlemeye başlayınca ben de uzaklaştım ama birden sımsıkı yapıştı koluma. “ hangi krem lazım, söylesene “ dediğinde çakmak çakmak bakıyordu gözleri. Ya krem işte ne billim diye mırın kırın ederken bıraktı beni ve hafifçe ittirdi gitmem için. Sanırım daha fazla kalırsam olacaklardan o da korkuyordu. Odama girdiğimde. Hemen banyoya koştum. Off dudaklarım şişmişti resmen. Her yerim döl içindeydi. Parmağımla hafifçe dudaklarımın ve çenemin etrafında dolaşırken bulaşan dölleri yaladım tekrar. Sonra kendime gülümsemeden edemedim aynaya bakıp. Aklını almıştım herifin. Sadece 3 günde kıvama getirmiştim. Banyo yaptım. Yarını ve çölü düşünürken uyuyakalmışım. Gece bir ara sanki odamın kapısı açılmak istendi. Kilitin zorlanma sesini duydum hayal meyal.

Sabaha karşı telefon sesine zar zor uyandım. Sabahın 5’iydi. Gelmiyorum ben siz gidin bile dedim o sersemlikle. Eşyaları falan hazırladık kısa sürede. Zaten pekçok şeyi dünden hazır etmişti Abdullah ta. Günün sürprizi ise bana alınan arap entarisiydi. Çok hoşuma gitmişti. Babam habire hadi geç kalıyoruz falan derken giydim. Başıma da yemeniyi bağladım. O sırada babam da deli gibi Abdullahı arıyor, bağırıp çağırıyordu. Gerçekten çok garipti, yoktu Abdullah. Araba da yoktu işin garibi. Belli ki bir yere gitmişti. Cep telefonu da cevap vermiyordu. Babam iyice sinirlenip küfretmeye başlarken araba da geldi. Abdullah hemen arabadan inip eşyaları yeşletirirken elinde de ufak bir plastik torba dikkatimi çekti. Ancak babamın siniri geçmemişti maalesef. İyice bağırıp çağırmaya başladı Abdullaha geç kaldığı için. Başı önünde dinliyordu ama kıpkırmızı kesilmişti. Annemin ve benim önünde böyle azarlanmaktan çok sıkılmıştı. Gene birşey demedi. Sadece eşyaları arabaya yerleştirirken sinirli gözüküyordu. O sırada beni fark etti entarimle. Gülümsedi hafifçe. Arabaya binerken arkamdan geldi kalçalarımı sertçe mıncıklayarak sıktı birşey demeden. Ayyy diye hafif bir çığlık atarken ona dönüp gülümsedim. Büyükçe bir av tüfeğini alıp yanına yerleştirirken babam hala söyleniyordu. Yola çıktık ve diğerleriyle buluştuk. Neyse ki en sona kalmamıştık da babamın çenesi kapandı. Grupta 2 türk 1 alman ve ingilizler vardı. Avrupalıların hepsi akşamdan kalma görünüyordu.Çoğu daha ayılamamıştı bile. Fazla dayanamazlar çöle, çöl çocuk oyunu değil dedi Abdullah onlara bakıp. Onların Hammerları bizim Land cruise yola çıktık 6 araç. Uzun süre yol aldık. Klima neyse ki mükemmel çalışıyordu. Dışarısı cehennemden farksız olmalıydı. Biraz uyudum dünün yorgunluğu ile. Yol üstünde eski bir kervansarayda durup yemek yedik. Abdullah daha çok diğer personelle takılıyordu ama gözü de üstümüzdeydi hep. Bana bakarken sanki gözleriyle sikiyordu beni. Yola devam ettiğizde artık şehir dışındaydık iyice. Develerle yolculuk eden bedeviler bile görünüyordu tek tük. Hepsinin sırf turist tuzağı olduğunu anlatıyordu Abdullah da bize. Akşamüstü çöle girdik. Uçsuz bucaksız kum tepeleri, ıssızlık değişik bir histi. Abdullahta burada büyümüş, sonra amcasının yanında şehire gelip okumuştu. Antik bir kentin yanında ilk durağımıza geldiğimizde akşam olmak üzereydi. Çeşitli boyda çadırlar ve bir iki konteyner vardı. Ben Abdullah ile aynı çadırda kalacağımıza kesin emindim nedense ama fazla yoktu çadır. Sonuçta annemle babama bir çadır düşerken ben de çadırımı yaşlı bir alman mühendisle paylaşmak durumunda kalmıştım. Çadırın ortasında ufak bir gaz sobası vardı. Akşam çok soğuk olacağı konusunda uyarmışlardı bizi. Akşam yemeği için arap usulü kuzu ve pilav vardı. Kuzular konteynerin orada pişiriliyordu. Abdullahta diğer şoförlerle beraber orada kalacaktı maalesef. Yemek için büyük bir çadıra girildi ve yere oturuldu. Çok sıkıcı muhabbetlerden sonra neyse ki fazla uzamadı. Sabah kalkış saati 5 olduğu için herkes yemekten sonra biraz yıldızları seyredip uyumaya çekildi. Gerçi Avrupalılar içiyordu hala. Ben çadıra girdiğimde Abdullahı çadırda gördüm. Sobayı yakmış ve yatağımı hazırlamıştı. “ Abdullah ben..” diye konuşmaya çalıştığımda susturdu beni birşey demeden. Eli kalçalarıma gitti ve okşarayak birşey demeden dışarı çıktı. Yatıp uyumaya çalıştım ben de. Bir süre sonra alman oda arkadaşım da geldi. Bütün çadırı viski kokutmuştu nefesi. Yatmadı adeta devrildi yatağına ve sızdı hemen. Acaba Abdullah ne yapıyordu şu an. Kesin 31 çekiyordur azgın şey, dışarı çıkıp bir sürpriz yapsam mı ona. Yok yok hiç gerek yok şimdi diye düşünceler içindeyken uyuyakaldım ben de. Gecenin bir yarısı sanki çadırın açılma sesini duydum bir ara ama baktığımda kimse yoktu içeride.

Sabah erken saatte kalkıp hazırlandım. Entarimi giydim gene. Çok rahattı doğrusu. Türkler tur için hazırken Avrupalıların çoğu kalkamamıştı bile. Benim alman zar zor kalkmıştı ama ayakta zor duruyordu. Geber amk diye geçirdim içinden. Antik kenti sabah serinliğinde gezdik. Oldukça yorucuydu, bol tırmanış vardı ve kumlar da pek yürümeye izin vermiyordu. Götümün içine kadar kum dolmuştum maalesef. Avrupalıların suratı kıpkırmızı olmuştu. Bazı araplar bu şekilde devam edemeyeceklerini, dönmeleri gerektiği konusunda onları uyardı ama çoğu hala sarhoştu o an. Sıcaklar bastırmaya başlarken de hafif birşeyler yenildi, eşyalar toplandı ve tekrar yola koyulduk. Bu sefer bir vahaya doğru gidiyorduk ve yolumuz gene uzundu. Yol diye birşey yoktu tamamen çölde seyahat ediyorduk. Araba sürekli sallanıyordu. İçim dışıma çıkmıştı. Bu sefer babam arkaya annemin yanına oturmuştu, ben Abdullahın yanındaydım. Sikinin nasıl kalkık olduğunu görebiliyordum. Bakışlarımı yakaladığında tebessüm ediyordu sadece birşey demeden. Uyur gibi yaparak başımı pencereye dayadığımda ona doğru döndürdüm kalçalarımı ben de. Tabii ki bu sarsıntıda uyumak falan imkansızdı. İyi ki erken yatıp dinlenmiştim dün. Saat 6 gibi vahaya geldik. Bu sefer suyun kenarında hazırlanmıştı sofra. Tekrar çadır paylaşımı yapılacaktı ama çadır sayısı daha da azdı ve konteyner falan da yoktu. Biraz da az turistikti bu seferki yer. Ancak yemeğe oturmak üzereyken olanlar da oldu. Bazı avrupalılar deli gibi kusmaya başladı, bazıları da düşerken bir daha kalkamadı. Ekipte ki doktor hepsiyle ilgilendi kesinlikle şehire dönmeleri gerektiğini bildirdi. Yakınlarda bir şehir vardı. Onları toplayıp 2 Hammera koyup doktor gözetiminde götürdüler. Yolda ambulansla buluşacaklarmış. Şimdi işler de çadırlar da değişmişti. Babama gidip bu çadırların pek rahat olmadığını, bazı bedevilerin de bakışlarını beğenmediğimi söyledim. Gayet rahat ve olağan bir şekilde ağzından “ Abdullah ta seninle kalsın o zaman. Zaten ufacık çadırda 5-6 kişi kalacak onlar. O da rahat eder “ cümlesi çıktı. Tamam dedim sadece. Götümün içinde , derinlerde hissettiğimin karıncalanmanın ise kumlarla ilgisi yoktu o an.

Gene yemekler yenildi. Bu sefer erken çıkmayacaktık yola. Günü vahada geçirip akşamüstü yola çıkarak dönecektik. O yüzden herkes rahattı. Çok güzel, çok romantik bir ortam vardı ama benim gözüm Abdullahtan başkasını görmüyordu. Babam bir ara onunla konuştu, sonra Abdullah yanında iki üç şişe birayla geldi bunu babamın yolladığı söyledi. Vahada biraz dolaşmak istedim ama çok aşırı sinek vardı ve Abdullah çok da güvenli olmadığını söyleyip yalnız dolaşmamamız konusunda beni ve babamları bu konuda uyardı. Çok kısa bir an için Abdullah yanıma geldi, kimse duyamayacak durumdayken saat 12den sonra herkes uyuyunca. Ben çadırın önündeyim merak etme dedi sadece ve giderken kıçımı acıtırcasına sıkarken öbür elime de ufak bir plastik torba verdi. Hemen cebime attım Biraz daha oturduk babamlarla ve diğerleriyle. Biramı içtim ama 1 tanesini sakladım. Sonra 2 şişe daha kaptım bir şekilde. Saat 11 i geçtiğinde de çadırıma girdim.

Dışarısı epey soğumuştu. Çadırın ortasında ufak bir gaz sobası yanıyordu gene. Bu sefer yataklar yoktu. Kalın ve çok rahat gözüken döşekler ve yorganlar vardı sadece. Entarimi çıkardım, külotumu da. Her yerimden kum çıkıyordu. Islak mendille temizlenebildiğim kadar temizlendim. Tuvalete girip elimden geldiği kadar iç temizliğimi yaptım. Off krem yoktu ki hiç, acaba bir bahaneyle annemden istese miydim ki ? sonra vazgeçtim onları hiç uyandırmamak en iyisiydi. Sonra birden Abdullahın gizlice elime tutuşturduğu şey geldi aklıma . Ufak bir eczane torbasıydı ve içinde çeşit çeşit kremler vardı. Yüz kremi bile almıştı bilmediği için. Gülümseyerek inceledim. Demek bunun için azar yemişti babamdan. Vazelin ve yumuşatıcı kremler işe yarardı doğrusu. Hemen yatağıma girip deliğimi ve kalçalarımı çilek kokulu yumuşatıcı kremle ovaladım. Parmaklarımı soktum iyice kremlerken. Hem yumuşamış hem de mis gibi olmuştu popom ve deliğim. Üstüme birşey giymeden sadece külotumla kalın yorganın altına girdim. Sadece gaz sobasından gelen çok hafif, kırmızı bir ışık vardı çadırda. Heyecanla bekliyordum. Bir süre sonra dışarıda sesler iyice kesildi. Gelen her gölgeyi Abdullah sanıp heyecanlanıyordum. Saat 1 e doğru bu seferki gölge çadırın önünde durdu. Fermuarı açıldı. İçeri girdiğinde sadece bana baktı. Sanki gerdek gecesine giren genç damat gibiydi o an. Hiç konuşmadı benimle. Entarisi çıkardı önce. Sonra başını çözdü. Külotuyla kalmıştı. Sikini görebiliyordum. Çok hafif sertleşmiş gibiydi sanki. Hiç konuşmadan çadırın ortasında duruyordu. Bir ara bana doğru iki adım attığında kalbimin sesini duyacak gibi olmuştum. Sonra sanki vazgeçmiş gibi kendi döşeğine baktı. Tam dönüyordu ki

– Gelmeyecek misin artık

Dedim hafif ve titreyen bir sesle. Durdu tekrar. Külotunu çıkardı birşey demeden. Offf yılan gibi sallanıyordu önünde. Birşey demeden hemen yatağımın yanındaki döşeğe, tam başımın oraya oturdu. oturdu. Sırtını da küçük dolaba dayamıştı. Elini atıp sikini okşamaya başladığını görebiliyordum. “ bütün gün hiç yapmadım biliyor musun ? dün de sadece bir kere fırsatım oldu. Ve ağzının sıcaklığını hiç unutamıyorum “ derken ben de yavaşça çıktım yataktan ve yanına doğru geldim. Yorgan hala bacaklarıma örtülüydü. Başımı omuzuna dayadım. Yavaşça parmaklarımın ucuyla kaslı göğüslerini okşamaya başladım. “ niye gelmedin hiç, bir fırsatını bulurduk, yardımcı olurdum sana “ derken göbeğinin altını okşamya başladım. Siki elime çarpıyordu hızlı hızlı nefes alıyordu. “ doğru değil bu yaptığım, yapmamalıyım. Çok yanlış seninle yaptığım “ derken yavaşça kavradım sikini okşamaya başladım avucumun içinde. “ istiyorsun ama değil mi “ deyip göğüslerini öpmeye başladım yavaşça. Gittikçe sokuluyordum ona. “ ohhh Emree evet çok istiyorum hem de “ diye inlemeye başlarken elimin içinde gidip geliyordu siki artık. Unutamamıştı demek. Unutamadığı şeyi ona gene vermek istiyordum. Başımı eğdim ve ağzıma aldım sikini emerek. Ağzıma sokarken inlemeye başladı uzun uzun. Gene arapça konuşuyordu kendini tutamayıp. Elimle her yerini okşuyordum ağzıma alırken. Kasıklarını, iri taşaklarını. Ohh taşaklarını okşarken sesi daha da yükselmişti ve dolu olduğunu bilmek beni daha çok azdırmıştı. Hızlı hızlı sokup çıkarmaya başladım ağpzıma. Başım iyice bacaklarının arasına gömülürken yorgandan da çıkmıştım artık. Birden bastırdı başımı sikine. Ne olduğunu bile tam anlamadan ağzımın içine patladı. İyice bastırıyordu ağzıma. Sikini dibinden tuttum ve kafasını eme eme yuttum döllerini. Bırakmıyordu hiç kafamı. Sokup çıkarmaya devam ediyordu. Ohhh iyice azmıştı Abdullah. Pekçok kişiye sakso çekmiş döllerini de yutmuştum ama böyle birşeyi hayatım boyunca yaşamamıştım. Siki sertliğini hiç kaybetmemişti ve doyumsuzca ağzımı sikmeye devam ediyordu. Ağzıma sokup çıkartırken elini uzattı ve kalçalarımı kavradı pençesiyle. Sıkarak beni kendine doğru çekti. Avucunu kulotumdan içeri sokarken çıplak popomu kavradı. Deliğime değen parmağı daha da azgınca yalamama sebep oluyordu. Kremlenmiş, yumuşacık deliğime yavaşça soktu parmağını. Oynuyordu adeta benimle. Boğazıma kadar da ağzıma sokup çıkartıyordu durmadan. Zar çıkarttım ağzımdan. Dölleri akıyordu çenemden. “ ohhh Abdullah nasıl birşeysin sen “ derken kasıklarını taşaklarını yalamaya başladım. “ yavaşş yapmaa dayanıyorum” diye diye inliyor bir eliyle başımı öbür eliyle de kıçımı okşayıp deliğime parmağını sokup çıkartıyordu. Ağzıma sokamadan emmeye başladım kafasını. Dudaklarımı iyice sıkarak kafasını emiyordum sadece. Tuttu başımdan gene sertçe soktu ağzıma. Bu sefer 2 eliyle bastırmıştı ve hırlaya hırlaya sikmeye başlamıştı ağzımı. Bu sefer de fazla dayanamamış ve boşalmaya başlamıştı. Ağzıma boşalırken bir yandan devam ediyordu sokup çıkarmaya. Her yerime akıyordu dölleri. Boynumdan göğüslerime kadar akmıştı. Anca sakinleşmişti Abdullah. Kesinlikle doymuş görünmüyordu ama ne kadar rahatladığı da yüzünden belli oluyordu. Eli halen kalçalarımdaydı ve iyice kızartmıştı sıkıp mıncıklamaktan. 2 parmağını da içimdeydi o an. Her yerim batmıştı resmen. Ayağa kalıp 2 şişe su ve ıslak mendillerle temizleyebildiğim kadar temizledim. Döndüğümde ise

– Ohaa ama yaa gene mi kalktı bu ? Sen doymak nedir bilmez misin yaa ?
– Daha dar ve sıcak bir yere sokmak istiyorum. Alabilecek misin ?
– Mmm gelsene hadi yatağa o zaman. Bakalım alabilecek miyim ?

Ben külotumu çıkarıp yatağa girerken o da yanıma yattı arkamdan sarılıp. “ çöl geceleri soğuk olur ısıtmamız lazım birbirimizi “ derken kalçalarıma sürtünüyordu. İyice sarılmıştı bana, kollarını ahtapot gibi dolamış sıcak nefesini veriyor ve yavaş yavaş öpüp okşuyordu beni. Hafif hafif bastırıyordu deliğime ama girmiyordu o koca şey. Yatakta sırt üstü yatarken üstüme çıktı. Belimin altına bir yastık koyarken ona verdiğim kremi sikine iyice sürüyordu. Üzerime uzandığında birden dudaklarıma bakmaya başladı. Ben de onun gözlerine bakıyor ve dudaklarımı hafifçe ısırırken dilimi de gezdiriyorum. Başını iyice yanaştırdı ve öpmeye başladı dudaklarımı. Romantik, yavaş bir şekilde öpmüyordu. Yiyiyor, ısırıyordu dudaklarımı. Ağzı tamamen kapanmıştı ağzımın üstüne. İlk defa öpüştüğü o kadar belliydi ki. Bacaklarımı kaldırdım ve beline sarıldım deliğime bastırmaya başlarken. “ yavaş yavaş, ohhh eveet yavaşş oll böylee, ohhhhh işte böyleee eveett “ diye inlemeye başlarken kendini iyice tutmuş ve çok yavaş santim santim sokmaya başlamıştı götüme. Kafası girdiğinde durdu ve soluklanmama izin verdi. O bana ben de ona iyice sarılmıştık. Kollarının arasında olmak, kemiklerimi kırar gibi bana sarılmasını hissetmek bile neredeyse boşaltacaktı beni. Biraz daha sokmaya başladığında ben acıyla o da zevkle inledi. Sokup çıkarmaya başlamıştı bile girdiği kadarını. Daha da sokuyordu her seferinde. Gözlerim acıyla kısılmıştı. Sonra yüklendi birden. Yüklendi içime doğru bastırarak ve ben çığlık atarken o da uzun uzun inledi. Ohhhh iyice sokmuştu artık içime. O kocaman yarrağın hepsini ilk seferde almam imkansızdı zaten ama o bunu dinlemiyordu hiç. Bastıkça bastırıyordu içime. Sikmeye başlamıştı artık. Kalçaları inip kalkıyordu üstümde. Sıkmıyordum kendimi ama zevk alamıyordum acıdan da. Ona bu zevki tattırmak bile çok güzeldi gene de. Bacaklarımın arasına aldığım ve üstümde inip çıkan bu erkek daha birkaç gün önce bana bakmaya bile utanıyordu. “ ohhh çok güzelll, yanıyor için sıcacık, bu kadar güzel olduğunu bilseydim daha ilk gece sikerdim seni “ diye söylenmeye başlamıştı. Deliğime ilk defa hava girdiğini hissettim o an. Alışmıştı iyice. İyice açtım bacaklarımı ve kendime doğru çekmek istedim erkeğimi. Anlamıştı, ve hızlandı birden. Offf çatır çatır sikmeye başladı beni. İniltilerimiz bağırmaya dönmüştü. Çadırdan belki sesler de çıkıyordu ama umurumuzda bile değildi o an. Ben boşalmaya başlarken kasıldıkça sıktım yarağını içimde ve onun da buna cevabı içimi dölleriyle doldurmak oldu. İkimiz de titriyorduk birbirimize sarılmış halde. Sokup çıkartıyordu hala içime fışkırırken. Sonra üzerime yığıldı ve kaldı öylece. Konuşacak halimiz yoktu pek. Nefes nefeseydik. İçimden çıkardı yavaşça. Dölleri hemen akmaya başladı deliğimden. Hafifçe kanamıştı da. Peçeteyle şöyle bir sildi ve döşeğe oturdu gene. Hala nefes nefeseydi. Bitmişti sanırım. İyice rahatlamıştı artık ve belki de pişmanlık gelmişti galiba. Ben de doğruldum. Acıyordu arkam iyice. Ama kesinlikle tatmin olmuştum. İlk günden aklıma koyduğum şeyi yapmış ve siktirmiştim ona kendimi.

– Bira var mı ya ? çok yoruldum
– Hı hı hemen yanındaki çantanın içinde
– Offf çok güzel götün var senin ya. Keşke daha önce sikseymişim
– Hoşuna gitti mi gerçekten
– Gitmez mi ? ilk defa soktum birine. Üstelik patronumun oğluna. Ohhh o bana bağırmaları falan çok komik geliyor şimdi
– Çok iyiydin ama ilk defa olmasına rağmen
Sırtını dolaba dayamış birasını içiyordu konuşurken. Gözlerinde ki o bakış gitmişti ama hala aç aç bana bakıyordu sanki. Doğrulmaya, kalkmaya çalıştım ben de. İçimi temzlemem lazımdı bir şekilde.
– Nereye kalkıyorsun ya hemen ? Dur biraz daha sikeyim kalkarsın sonra. Bir daha nerede bulacağım böyle göt
– Off apo doymadın mı hala ?
– Pamuk gbi götün, yumuşacık, bembeyaz. Filmdeki gibi yapsana hadi, dizlerinin üstüne. Geliyorum şimdi
– Ya ama hayvan gibi boşaldın içime. Temizlenmem lazım
– Bırak şimdi, sabaha çok var daha. Temizlenirsin sonra

Domaldım yatakta öyle deyince. İyice kaldırdım kalçalarımı ve bacaklarımı açtım. Osurdum o an kendimi tutamayıp ve bol miktarda dölünü de attım içimden. Güldü ben öyle yapınca. İyice batmıştı yatak falan ama hiç umurunda değildi Abdullahın. Sıçsam o an boklu boklu sokardı gene de. Domalmış halde, sikicimin birasını bitirmesini bekliyordum. Bekletmedi beni fazla ve kalkıp arkama geçti. Sertleşmeye başlayan sikini kalçalarımın arasına koymuş sürtünüyordu. Üzerime eğilmişti ve ensemi omuzlarını öpüyordu. “ hımm ohh çok tatlısın. Kız gibisin aynı. Bekaretini de ben mi aldım yoksa “ derken iyice sertleşmeye başlamıştı siki. Hiç bozmadım onu. Bu durumun onu çok gururlandıracağını ve çok tahrik edeceğini bildiğim için evet dedim fazla uzatmadan. Tam bir ibne yaptın beni, kocam oldun sayılır dediğimde taş gibi olmuştu hemen. Biraz geriye çekti kendini krem kutusuna uzanırken. İyice kremleyip sokmaya başladı götüme. Omuzlarımdan tutmuştu ve kendine çeke çeke sikmeye başlamıştı beni. Her soktuğunda daha da bastırıyordu. Taşaklarını yumuşacık popoma çarpmaya başladığını hissettiğimde inledim ben de zevkten. Ohhh serdar falan tamamen çıkmıştı aklımdan. Böyle bir sikici herşeyi unuttururdu zaten. Onu unuttuğumu göstermek de istedim

– Ohhh Abdullah çok güzell sik beni kocacım sok hepsini
– Ohhhh kocacım mı. Offf nasıl güzel sikiyor mu kocan seni
– Ohhh harikasın. Tam bir erkeksin sen. Doyamıyorum yarrağına
– Ohhh çok güzel götünn
– Yanında hemen telefonum var kocacım. Resmimizi çeker misin ? unutmak istemiyorum seni hiç
– Ohhh çekeyim tatlım. Facebooka koyarsın. Tatilde arap yarağı yerken diye

Çıkardı içimden ve kalçalarımın arasına soktu sikini. Birkaç resim çekti o halde. Sonra hiç durmadan yavaşça kökledi taşaklarına kadar. Bir kaç tane de öyle çekip telefonu fırlattı attı. Kocaman avuçlarıyla götümü sıkıp sertçe hızlı hızlı pompalaya başladı içime. Yaklaşıyordum gene. Ama o hiç boşalacak gibi değildi. Ben inim inim inleyip olduğum yere boşalırken iyice abandı ve dizlerimin üstünde duramadım daha fazla. Yüzüstü düşer gibiyken belimden kavrayıp üstüme çıktı arkamdan. Tepine tepine sikiyordu beni. Yorulmak nedir bilmeden inip kalkıyordu kalçaları arkamda. “ ohhh güzel sikiyor muyum karımı, zevk veriyor muyum sana “ homurdanıyordu, bazen de arapça birşeyler söylüyordu. Çıkartıp yan döndürdü beni. Arkama geçip öyle bir kökledi ki gözlerimden şimşekler çıktı çığlık atarken. Sonunda içime boşaldığında artık kıpırdayamacak durumdaydı o da. Ben de boşalmıştım tekrar. Belki yarım saat dinlendik hiç konuşmadan. Hala içimdeydi ve yavaş yavaş ufalıyordu içimde. Dışarıda gün ağırmak üzereydi ve kamp yerinde de bazıları uyanmıştı. Korkunç acıyordu kıçım. Kalçamı sildi biraz ıslak mendille. Kan içindeydi mendil. İyice korkmuştum. Sonra entarimi giymeme yardımcı olup tuvalete gittik. İyice temizledim orada deliğimi. Kan ve döl çıkıyordu içimden. Tekrar çadıra girdiğimizde çadırın kapısını iyice kitledi Abdullah. Elinden geldiği kadar döşeği temizledi. Ben onun yatağına yatarkende yanıma geldi. Başım göğsünde uyuyup kalmışım. Uyandığımda yoktu.

Kıçım çok acıyordu kalktığımda. Eh doğrusu hak etmiştim ama bunu da. Çok azdırmıştım onu. Dışarı çıktığımda dönüş hazırlıkları da başlamıştı. Babamlara falan biraz rahatsızlandığımı söylemiş. Bir ağrı kesici hap aldım ve arkaya oturdum giderken. Başka bir yerden dönecektik. 6-7 saat sürecekti yol. Yol boyu pek oturamadım kıçımın üstüne. Uyudum daha çok. Eve gelince de hemen bütün kıyafetlerimi değiştirip uzun uzun duş aldım. Yatağıma uzanıp o zevkli saatleri düşünürken fotoğraflar geldi aklıma. Offf resimlere bakınca herşey daha da anlaşılır olmuştu. Minnacık deliğime sanki yumruk sokmuştu. Kocaman görünüyordu kalçalarımın arasında. 2-3 tanesini seçip Serdara gönderdim hemen. Sonra da sildim onu heryerden. Ertesi gün dönüş hazırlıklarına başladık yavaş yavaş. Çok alışveriş yapmıştık. Paketlerin toplanması bile uzun sürdü. Kıçım çok acıyor diye Abdullah pek yanaşmamıştı ama 4 defa ağzıma vermekten de alıkoymamıştı kendini. Dönüşümüzün olacağı gün ise onun odasında sikti beni. Annemler de boş durmuyordu. Evde herkes birbirini sikiyordu resmen o an : ) Uzun uzun keyfini çıkara çıkara sikti beni bu sefer. Kan falan yoktu artık.

Babam 3 ay sonra gelecekti. Gelmeden önce benim de son bir defa gelmemi kararlaştırdık.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir